Yayın Tarihi: 2 Şubat 2025
NATO içindeki çatlaklar ve Trump’ın olası ikinci döneminde artabilecek transatlantik gerilimler
Rusya Devlet Başkanı Putin’in “Avrupa elitlerinin Trump’ın önünde kuyruk sallayacağı” yönündeki açıklaması, Batı’daki siyasi ve medyatik çevrelerde hem şok hem de derin bir sorgulamaya yol açtı. Bu ifade, Avrupa’nın ABD’ye olan stratejik bağımlılığını alaycı bir dille vurgularken, NATO içindeki çatlakları ve Trump’ın olası ikinci döneminde artabilecek transatlantik gerilimlere işaret ediyor. Tarihsel perspektiften bakıldığında, Soğuk Savaş’tan kalma güvenlik mimarisinin Trump’ın “Amerika First” politikaları ve Ukrayna savaşındaki tutumlarla sarsıldığı bir dönemde, Putin’in sözleri Avrupa’nın savunma ve enerji konularındaki kırılganlığını istismar etme niyetini yansıtıyor. 2016’daki seçim müdahalelerinden Marine Le Pen gibi aşırı sağ liderlere verilen dolaylı desteğe uzanan Rus taktikleri, bu retoriğin arkasındaki “böl ve yönet” stratejisini hatırlatıyor. Avrupa’da öfke ve endişeyle karşılanan bu açıklama, aynı zamanda Çin’in “Batı’nın çöküşü” söylemiyle uyumlu bir küresel ittifak sinyali olarak okunabilir. Fransa’nın “stratejik özerklik” vurgusu, Almanya’nın askeri modernizasyon hamleleri veya NATO’nun savunma harcamalarındaki %2 hedefi, Avrupa’nın bu meydan okumaya yanıtının somut adımları olarak öne çıkıyor. Putin’in provokatif metaforu, nihayetinde Avrupa’yı ABD’ye körü körüne bağımlılığın risklerini görmeye ve hibrit tehditlere karşı kolektif direnç geliştirmeye zorluyor. Tıpkı Soğuk Savaş’ta olduğu gibi, kıtanın bütünlüğü ancak siyasi birliğin güçlendirilmesi ve enerji-askeri alanlarda özerkliğin artırılmasıyla korunabilir.