Yirmidördüncü Pencere

“Allah’tan başka ilah yoktur. Her şey yok olucudur, ancak O’nun zatı bâkidir. Hüküm O’nundur ve O’na döndürüleceksiniz.” (Kasas, 88)

Ölüm, tıpkı hayat gibi, Allah’ın varlığını ve birliğini gösteren güçlü bir delildir. Kuran’ın “O ki, ölümü ve hayatı yarattı” (Mülk, 2) ayetinin işaret ettiği gibi, ölüm; yokluk, hiçlik veya anlamsız bir son değil, bilakis hikmet sahibi bir Yaratıcı’nın eseridir. Birinci Mektub’da da açıklandığı üzere, ölüm; hizmetten terhis, mekân değişimi, bedenin yenilenmesi ve ruhun özgürleşmesidir.

Evet, nasıl ki yeryüzündeki canlılar ve hayat dolu tabiat, bir Hakîm ve Kadîr olan Allah’ın varlığına ve birliğine şahitlik ediyorsa, ölüm de bu canlıların geçici bedenlerini terk ederek, ebedî ve Bâki olan Allah’ın varlığına ve birliğine şahitlik etmeleridir. Yirmiikinci Söz’de ölümün, Allah’ın birliğini ve ebediyetini ispatlayan güçlü bir delil olduğu detaylıca açıklandığından, bu bahsi o söze havale ediyor ve yalnızca önemli bir noktaya değineceğiz:

Nasıl ki canlılar, varlıklarıyla bir Vâcib-ül Vücud’un (varlığı zorunlu olan Allah’ın) varlığına delalet ediyorlarsa, ölümleriyle de bir Hayy-ı Bâki’nin (daima diri ve ebedî olan Allah’ın) varlığına ve birliğine şahitlik ederler. Mesela, yalnızca bir canlı olan yeryüzü, düzenli halleriyle Allah’ı gösterdiği gibi, öldüğü zaman (kış mevsiminde) beyaz kefeniyle örtülüp, insanın gözünü geçmişe ve geleceğe çevirir. Geçmiş baharlar, her biri birer kudret mucizesi olarak, gelecek baharların da aynı şekilde Allah’ın kudretiyle geleceğini gösterir. Böylece, ölüm ve yeniden diriliş, Allah’ın varlığına, birliğine ve ebediyetine o kadar parlak ve kuvvetli deliller sunar ki, insanı “Âmentü billâhi’l-Vâhid’il-Ehad” (Bir ve Tek olan Allah’a iman ettim) demeye mecbur bırakır.

Özetle, “Ölümünden sonra yeryüzünü dirilten O’dur” (Rum, 19) sırrınca, yeryüzü bir baharda Allah’ın varlığına şahitlik ettiği gibi, ölümüyle de geçmiş ve gelecekteki sayısız mucizelere işaret eder. Bir bahar yerine binlerce baharı, bir mucize yerine binlerce mucizeyi gösterir. Geçmişteki her bahar, şimdikinden daha kesin bir şahitlik sunar, çünkü onların zahirî sebepleri yok olmuş, ancak Allah’ın kudretiyle yerlerine yenileri gelmiştir. Gelecekteki baharlar ise, yoktan var edilecek olmalarıyla, Allah’ın kudretine daha da parlak bir şekilde şahitlik ederler.

Ey tabiata saplanan ve bataklıkta boğulmak üzere olan gafil! Geçmiş ve geleceğe hükmeden hikmetli ve kudretli bir el sahibi olmayan bir şey, nasıl bu yeryüzünün hayatına müdahale edebilir? Senin gibi hiç olan tesadüf ve tabiat, buna nasıl karışabilir? Kurtulmak istersen, şunu söyle: “Tabiat, Allah’ın kudretinin bir defteridir. Tesadüf ise, bizim cehaletimizi örten ilahî hikmetin bir perdesidir.” Hakikate yönel ve kurtul!