Yayın Tarihi: 2 Şubat 2025
İmanın Kudreti: Zorluklar Karşısında Cesaret ve Tevekkül Sınavı
Müminler, inkarcıların kurduğu tuzakları ve fiziksel baskıları hissettikleri anda bile, bu durumu Allah’ın bir imtihanı olarak algılar ve imanın verdiği içsel güçle hareket ederler. Düşmanın görünürdeki gücünü, Kuran’ın rehberliğinde “içi boş ahşap-kütük” gibi aciz bir gerçekliğe dönüştüren bu bakış açısı, onları psikolojik olarak da dirençli kılar. Tarih boyunca münafıkların savaş emri karşısında sergilediği korkaklıktan (Muhammed Suresi, 20) ders alarak, inkarcıların asıl hedefinin imanı zayıflatmak olduğunu bilirler. Bu nedenle, Peygamber ve sahabelerin örnekliğini düşünür; Uhud’da yaralananların veya Bedir’de şehit düşenlerin “Biz Allah’a aidiz ve O’na döneceğiz” (Bakara Suresi, 156) teslimiyetini model alırlar. Ayetlerle beslenen bu şuur, onlarda derin bir tevekkül ve eyleme dönüşen bir cesaret yaratır: Mallarını, canlarını Allah yolunda feda eder, inkarcıların beklediği pişmanlığı asla göstermezler. Kuran’ın emrettiği “güçlü ve onurlu” duruşu (Maide Suresi, 54), hem fikri mücadelede hem de zorluk anlarında sergilerler. Tıpkı Resulullah’ın ashabı gibi, her durumu Allah’a şükürle karşılar, O’nun hükmünü hayatlarının merkezine koyarlar. İnkarcıların tehditleri ne kadar büyük görünürse görünsün, müminler için bu, yalnızca imanlarını parlatan bir sınavdan ibarettir.